Thursday, 10 November 2011

Değirmenin Suyu

Öğrencilere ekonomi derslerinde ekonomik büyüme konsepti öğretilirken genelde büyümenin finansmanı kısmı üzerinde fazla durulmaz. Sonuçta büyüme bir harcama ve üretim olarak akıllarda kalır ve bu aktivitelerin nasıl fonlandığı olgusuyla ilgilenilmez. Bu yüzden başta Avrupa olmak üzere birçok gelişmiş ülkenin içinde bulunduğu şu anki durumun büyüme açısından neden çok vahim olduğu pek anlaşılmaz.

Büyümeyi fonlanmanın üç kaynağı vardır: kamu, özel sektör ve yurt dışı.  Başka bir deyişle bu üç ayrı sektörün tasarrufları fonlama yaratır. Stres altındaki EuroSon’da hem kamu hem de özel sektör tasarrufa yöneldi ya da yönlendirildi. Bu tasarruflar da yurt dışı açığını kapatmaya gidiyor.  Ancak devalüasyon olmadan bu kadar tasarruf yaratmak için uzun süre deflasyon gerekiyor. Yani yerel mal, hizmet, iş gücü, varlık fiyatları düşecek. Büyüme hayal. Deflasyon reel anlamda borç yükünü de arttıracak. Bu nasıl çözüm? Kim kimi kurtarıyor?

Bütün bunların ışığında stres altındaki ülkelerde kemer sıkma politikalarını kutlayan piyasalara ne demeli? Tutarsızlık aslında bono fiyatlarının düşüp hisse fiyatlarının nispeten daha iyi performans göstermesinde. Sonuçta hisse senetleri reel ekonomiyi temsil eder. O tarafta haberler berbat. Bonoların ise artan tasarruf fazlalarından dolayı daha iyi performans göstermesi gerekir. Bu da olmuyor çünkü risk primi arttı. Yani hisseler için bir indirgenmiş nakit akımı (DCF) yaparsanız hem paydaki rakamlar zayıflıyor hem de payda yükseliyor. Bunun anlamını ortaokulda öğrenmiştik. Ekonomi ya da finans bilgisi gerektirmiyor.

Bütün bunlara karşı kalan son kale ECB. Kısa vadede tek yol ucu açık bono alımları. Politikacılar top çevirmeye devam etsin yeni ECB başkanını büyük bir sınav bekliyor. Bakalım Alman zincirini kırabilecek mi? QE’nin İtalyancası ne acaba? Yalnız fazla heyecanlanmayalım. Bu alımlar ancak İtalyan bono faizlerini aşağı çeker ve kısa vadede Armageddon’ı önler.  Gerçek anlamda likidite yaratmaz çünkü ECB’nin APİ ile piyasaya verdiği fonları geri alma gibi bir politikası var. Değirmenin suyu bir yerden gelirken başka yerden gider. Ama suyun sesi bile bir kısım yatırımcıyı heveslendirebilir.

Thursday, 3 November 2011

Sırça köşkte oturan


1999 yılında akademisyen Ben Bernanke Japon merkez bankasını şiddetle eleştiren bir yazı yazıp “kendi yarattıkları ekonomik politika paralizi” (self induced policy paralysis) içinde olduklarını yazdı.

Dün akşam itibarıyla Başkan Bernanke şu ana kadar gerçekleştirilen anormal para politikasının Fed’in en önemli hedeflerinden biri olan tam istihdam konusunda başarısız olduğunu itiraf etti. Öyle bir ortamdayız ki kimsenin kimseye söyleyecek lafı yok. 

Sonuç: QE’ler bitmez.    

11 milyon 7 milyarı tutsak aldı


BBC bizlere büyük bir servis sunuyor. Doğum gününüzü yazın. Dünyada kaçıncı doğduğunuzu öğrenin. Dünya nüfusunun 7 milyarı aştığı bu günlerde en çok tıklanan web sitesi haline geldi. 
 
http://www.bbc.co.uk/news/world-15391515

7 milyar da olsak önümüzdeki bir ay boyunca 11 milyonluk Yunanistan’da olacak gözümüz. Hala referandum sorusuna karar verilmemiş ama büyük ihtimal “EuroSon’dan çıksak mı, yoksa kalıp Son’a katkıyı sürdürsek mi?” olacak.  Piyasalar için sonbahar yeni başladı.

Wednesday, 2 November 2011

Game (Almost) Over


Yunanistan’ın son referandum kararı EuroSon’a bir adım daha yaklaşıldığını gösteriyor. Her ne kadar bütün olay politik manevra koksa da durum vahim. Piyasalar son birkaç günde olumsuz reaksiyon göstermiş olsa da aslında durumun ciddiyetinin tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Bence iki boyutu var. Birincisi liderler toplana dursun ve Brüksel ne dersin desin sonuçta yerli halk son sözü söyler.  (Bu G7, 8, 20 için de geçerli bu arada. Özellikle de zayıf liderlik ortamında olası acı reçeteleri halkına satabilecek çok az kişi var ortada). İkincisi bu durumun gidişatı diğer zor durumdaki ülkeler için bir model oluşturur. Yani politik “bulaşma”. Daha önce söyledim. 2008’de başlayan süreç ekonomik sorun olmaktan çıktı ve politik filozofların ilgi alanına girdi. 

Ekonomi tarafında “incentive structure compatibility” çok sık unutulsa da hep bir şekilde kendini gösterir. Notu kıt hocalar nasıl öğrencileri çalışmamaya iterse “benim için bu işin sonunda ne çıkar var” sorusunun cevabı net olmayan her süreç başarısızlıkla son bulur.  Eurozone bu bakımdan başlangıçta çok iyi bir kurguydu ve çok başarılı oldu. Evet, gerçekten. Her ülkeye ucuz ve bolca kredi vaat edildi ve gerçekleşti. Sorun ondan sonrasının iyi dizayn edilmemiş olması.  İleriye doğru bakıldığında komşu halk için bir teşvik yok. Bilakis yıllar sürecek kemer sıkma. Kimse bana anlatmasın geçmişte ekonomik anlamda kapasitelerinin çok üstünde yaşadılar, simdi onun cezasını çekmeleri gayet normal diye. Dün dündü. Şu an Yunan halkı da politikacıları ve onları kandıran bankacıları suçluyorlar.  Onlar için yeni Drachma ve default en iyi seçenek gibi görünüyor. Kısa vadede havuç dururken kimse sopayı seçmez.

Bir kez daha üstüne bastırarak söylüyorum. Yunanistan sadece kömür madenindeki kanarya. Kısa vadede oradaki politik kriz aşılsa da durum değişmez. Hala ortada nasıl büyüneceğine dair bir açılım yok.  Kriz 2010 yılında başlamadı.

Thursday, 27 October 2011

Tahmin ve Tatmin


Türkçemizde bu iki kelime birbirine çok yakın. Aralarındaki bu kafiye sanki bir ilişki de olması gerektirdiğini çağrıştırıyor.  Örneğin Avrupa liderlerinin ne yapacağını tahmin ettik. Çıkan sonuç piyasaları tatmin eder mi? Genelde tahmin edilenler piyasaları hareket ettirmez ama sorun Avrupa olunca durum farklı. O kadar çok hayal kirikliği oldu ki tahminlerimizin doğru çıkması tatmin edici oldu. Zaten bu sabahki fiyat hareketlerine baktığımız zaman bunu görebiliyoruz. Açıklanan ana çatıda sürpriz yok. Demek ki Avrupalı liderler iyi bir “beklenti yönetimi” yapmış çünkü Grand Plan 6 ay önceki beklentilerimizden çok uzak. Örnek: Mali birlikle ilgili bir bilgi var mı?
 
Aslında şu an için piyasaları tatmin edici demenin ötesinde fazla bir şey söylemek için erken. Tahminim önümüzdeki aylarda bu lider grubu sıkça bir araya gelecekler çünkü bu yapısal sorunları çözmeyen bir plan. Sanki bir kez daha umut gerçeği yendi. Ben de umarım bu sefer dikiş tutar. Daha önce yazdım fazla detaya girmeyeceğim. Ancak bu ülkeler nasıl büyüyecek sorusu hala çözülmedi. Allahtan Ege denizinin doğu kıyısındayız. Komşuyu uzun ve sıkıcı bir süreç bekliyor. Sonuçta aslında Mayıs 2010’dan sonra ortaya çıkan sorunlarla boğuşuluyor hala. EuroSon’un problemleri o zaman mı başladı? 

Yunanistan için açıklanan “gönüllü” yeniden yapılandırma CDS tetikleyen bir kredi olayı (credit event) değilse gelecekte herhangi bir CDS için nasıl bir tetik olacak anlamak mümkün değil. Bence ülke CDS (sovereign) bitmiştir. En azından sigorta anlamında bitmiştir. Bundan sonra sovereign CDS alan sadece spekülasyon için alıyor diyebiliriz.