Büyük Buhran II
“Görünüşe göre ikinci bir Büyük Buhran yaşamayacağız... Ama şunu da gözden kaçırmamak lazım; ekonomik durum hala berbat, yakın geçmişte bir çok kişinin olabileceğini düşündüğünden çok daha kötü...” diyen Paul Krugman, en kötü ekonomik durumun geride kaldığını vurguluyor 9 Ağustos’daki New York Times makalesinde.
Aslında Krugman’dan böyle bir açıklama gelmesi gerçekten önemli, çünkü kendisi en olumsuz ekonomistlerden birisiydi (Nouriel Roubini ayrı bir kategoride, onu saymıyorum). Her ne kadar “köşeyi döndük” demese de piyasalar için önemli bir gösterge. Son haftalarda yatırımcılar, olumlu görüşlerini teyid eden her türlü veri ve haberi hemen fiyatlara yansıtıyor. Fiyatlar çıktıkça da arada anlamlı-anlamsız endişeler beliriyor.
Örneğin geçen hafta FED toplantısı öncesinde “ya ABD’de faiz artırılırsa” paniği yaşandı. Bu anlamsız bir endişeydi. Çok değil, bundan birkaç hafta önce Bernanke faizlerin uzun bir süre daha düşük kalacağını söyledi. Son birkaç haftada çıkan verilerin FED’in fikrini değiştirmiş olma ihtimali çok düşüktü. Nitekim böyle bir sonuç çıkmadığı gibi quantitative easing (nitelikli gevşetme) biraz uzatıldı.
Sweet spot
Tenis raketinde tatlı nokta (sweet spot), hem hız hem de kontrol demektir. Mart ayında rallinin neden başladığı konusunda birçok faktörden bahsetmiştik: O günlerdeki aşırı kötümserlik; G-20 zirvesinden global ekonomiye ve IMF’ye tam destek; IMF’nin Doğu Avrupa programları ve bunun sonucunda gelişen ülkelerde ve Avrupa bankalarında düşen risk primi; ucuz değerlemeler... Ama finansal varlıkları topyekün destekleyen en büyük faktör, tartışmasız merkez bankalarının yarattığı benzeri görülmemiş likidite. Diğer taraftan ekonomik dirilme beklentileri. Beklentisi var, kendisi yok büyümenin. Bu şekilde yaratılan likidite reel ekonomiye gitmiyor, tamamen piyasalara akıyor... Sweet spot!
Sonbaharda yaprak dökümü
Ancak işte burada bir ikilem doğuyor. Eğer ABD’de çıkan son istihdam ve ISM rakamlarını olduğu gibi kabul eder ve bunları bir trendin başlangıcı olarak görürsek o zaman para politikalarının yakında sıkılaşacağı sonucu, anlamsız bir endişe olmaktan çıkar. Bu sıkılaşma da merkez bankalarının bilanço küçültmesinden (faiz artırmadan önce) başlar. Sonuçta finansal varlık fiyatlarını bu seviyelerde destekleyen likidite yavaş yavaş ortadan kalkar.
Başka bir ayrışma (De-coupling)
Neticede yatırımcılar çok olumlu olur ve veriler de bunu desteklerse, piyasa bir bakıma kendi kuyusunu kazmış olacak. Kriz piyasaları dondurduğu için piyasaların ruh hali ve performansı da merkez bankaları için önemli bir sinyal. Bazı ülkelerde ekonomik büyüme rakamlarının arka arkaya yukarı revize edildiğini görüyoruz. Gelecek yıl ki tahmin edilen nominal büyüme rakamlarıyla faiz oranlarını karşılaştırdığımızda para politikalarının çok gevşek kalmış olduğu izlenimi doğuyor. Her ülkede aynı anda olmasa da likidite azaltımı ve birkaç faiz artırımı piyasaları rahatsız eder diye düşünüyorum. Bu da yaşadığımız rallinin, eylül ayında tekrar gözden geçirilmesini zorunlu kılacak.
Kriz başladığından beri stratejist olarak işimiz toplu halde iniş-çıkışları tahmin etmekti. Şimdi ise ekonomik politika ayrışmalarını ve bunların farklı piyasalar üzerindeki etkilerini belirlememiz gerekecek. İşler zorlaşıyor!
Yine dolar
Geçen hafta başında TV’de canlı yayında doların neden güçleneceğini düşündüğümü tekrar anlattım. Ardından piyasalardaki kısa süreli düzeltmeyle beraber dolar hızla değer kazandı. “Erda Bey, söyledikleriniz doğru çıktı” diyenler oldu. Ben çok kısa vadeli strateji yapmadığım için bu tür dalgalanmalara pek aldırış etmiyorum.
Hep yazdığım ve söylediğim güçlü hisseler eşittir zayıf dolar denkleminden dolayı bence doların kuvvetlenmesi için biraz daha zaman var. Bu yüzden direkt “al” demiyor, “düştükçe toplayın” diyordum ve hala diyorum. Genelde böyle derken de TL’ye karşı kastetmiyorum. Ben dolar endeksini (DXY) takip ediyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi bütün piyasalar hep beraber inip çıktıklarından şu ana kadar dolar dünyaya karşı resmi çıkmıştı ortaya. Bu resim ayrışmayla beraber değişecek. Yani ikili paritelerde daha fazla hareketlere tanık olacağız. Örneğin İngiltere Merkez Bankası’nın nitelikli gevşetmeyi artırmasıyla birlikte dolara karşı 1.70’lere tırmanan sterlin, bir anda 1.64’e kadar geriledi. İleride sadece para politikaları değil ekonomik büyüme farklılıkları, cari işlemler hareketleri, kapitale olan getiri ve döviz değerlemeleri de büyük rol oynayacak ikili paritelerde. Her ne kadar bunların tek tek döviz hareketlerini açıklamadığını düşünsem de birlikte etkili oldukları kanaatindeyim ve bu yüzden düştükçe dolar alın diyorum.
Saturday, 15 August 2009
Wednesday, 12 August 2009
Piyasanin Ikilemi
Ilginc bir sekilde piyasa bugun Fed faiz arttirimi endisesine dustu. Gercekten bu fikre katilmak guc. Daha birkac hafta once Bernanke faizlerin uzun bir sure daha dusuk kalacagini net bir sekilde soyledi. O gunden bu gune cikan verilerin Fed'in politikasini degistirme sansi yok denecek kadar az. Zaten sorun da burda. Olumlu veriler fazlasiyla alindigindan bir endise sardi herkesi...
Eger son istihdam ve ISM rakamlarini oldugu gibi kabul edersek o zaman para politikalarinin yakinda sikilasacagi sonucuna varabiliriz. Bu sikilasma da merkez bankalarinin bilanco kucultmesinden (fazi arttirmadan once)baslar. Sonucta finansal varlik fiyatlarini bu seviyelerde destekleyen likidite yavas yavas ortadan kalkar.
Neticede yatirimcilar cok olumlu olur da merkez bankalari da bu duruma inanirsa piyasa kendi kuyusunu kazmis olacak. Ancak ne bu kadar olumlu olunacak bir durum var ortada ne de Fed veya baska bir merkez bankasinin para politikasini degistime potansiyeli. Ustelik Ingiltere merkez bankasi bilanco buyutneye devam ediyor. Rahat olalim.
Eger son istihdam ve ISM rakamlarini oldugu gibi kabul edersek o zaman para politikalarinin yakinda sikilasacagi sonucuna varabiliriz. Bu sikilasma da merkez bankalarinin bilanco kucultmesinden (fazi arttirmadan once)baslar. Sonucta finansal varlik fiyatlarini bu seviyelerde destekleyen likidite yavas yavas ortadan kalkar.
Neticede yatirimcilar cok olumlu olur da merkez bankalari da bu duruma inanirsa piyasa kendi kuyusunu kazmis olacak. Ancak ne bu kadar olumlu olunacak bir durum var ortada ne de Fed veya baska bir merkez bankasinin para politikasini degistime potansiyeli. Ustelik Ingiltere merkez bankasi bilanco buyutneye devam ediyor. Rahat olalim.
Friday, 7 August 2009
Yasasin Ligler Basliyor!
Heyecen dorukta. Beklentiler yuksek. Benim beklenti ve arzularim da var bir futbolsever olarak:
- Turkcell Super Lig isminden "super" lafi cikarilsin. Hatirlarim The Economist dergisi 2007 oncesi piyasalarin uctugu zamanlarda "Super Capitalism" gibi bir baslik atti. Biz "profesyonel" yatirimcilar ve bankacilar da super isler yaptigimizi dusunmeye basladik. Sonuclarini biliyoruz. Financial Times "Kapitalismin sonu" diye yazi dizisi yapti gecen sene. Bizim ligde de super bir durum yok. Boyle diye diye futbolcularda kendilerini super isler yapiyor gibi goruyorlar. Ta ki Avrupa'da ciddi bir takimla karsilasan kadar... Kosan ve basan her takim bizimkileri dize getirebilir. Real Madrid, ManU olmasi gerekmiyor.
- Mac sunan spikerler de piyasa haberleri veren finans kanallarinin kriz sonrasi tutumlarina ayak uydurmali. "Yerden sert sut"... "XXXspor hizli cikiyor"... "cok keyifli bir mac seyrediyoruz" gibi yapay heyecanlar yaratmaya calismasinlar... Ingiliz ve Ispanyol liglerine kiyasla sanki agir cekim oynaniyor bizde maclar. Devamli alicimin ayariyla oynama ihtiyaci duyuyorum.
- Kaleye sut cekmek futbolun dogasinda var. Ilk sutlarin 60-70. dakikalarda cekildigi cok mac seyrettik. Sut cekmeyen futbolcu yatirim yapmadan piyasadan para kazanmaya calisan yatirimciya benzer.
- Teknik direktorler futbolculardan daha kalici olmali. Ekonomi ve piyasalarin temeli mukafattir (incentive). Buyuk paralar alan futbolcular hic zora gelemezler. Hoca biraz yorsa atremanlarda, "iki mac oynamam, gonderirler nasil olsa" diye dusunur futbolcu. Dusunun bir kere is yerinde patronla anlasamiyorsunuz... "Biraz isleri sererim, atarlar nasil olsa bu adami" diye dusunuldugunu...
- Turkcell Ligde maclar kazanilmiyor, kaybediliyor. Daha az hata yapmaya calistirilmali takimlar. Bu baglamda onlarca milyon eurolar verip disardan teknik direktor getirmenin ne alemi var diye de dusunumemek zor. Son yillarda en iyi portfoy yoneticeileri en az hata yapanlari oldu. Bizim meslekde amac her 3 yatirim kararindan 2'sini dogru yapmaktir.
Renkli bir lig ve renksiz bir sampiyon diliyorum...
Thursday, 30 July 2009
Ekonomist Yazım (26 Temmuz 2009)
Düşünce tembelliği
İnanması güç ama başlamasından bu yana iki yıl geçmesine rağmen hala ciddi bir analist/ekonomist grubu bu krizi geçmişte yaşanmış bir diğer krizin kalıbına sokmaya çalışıyor. Büyük Buhran’ın küçüğü deniyor... 82 yılına benzetiliyor... 91 yılındakiyle aynı diyen var. Nedenini ben size söyleyeyim. Bir defa böyle bir kalıba oturtuldu mu artık ondan sonra otopilotta gidilecek. Yani hiç bir analize ve tahmine gerek kalmayacak. Büyüme, enflasyon, faizler vb oradan kopya çekilecek. Piyasa hareketleri de ona göre belirlenecek. Stratejistlerin işi de kolaylaşmış olacak. Örneğin hisse senedi piyasasındaki marttan beri yaşanan çıkışın çizgisi bile Büyük Buhran’da yaşanmış benzer rallilerle aynı grafikte gösteriliyor.
Krizlerin çıkış nedeni aynıdır; yanlışlarda ısrar. Bunu sadece ekonomik anlamda da düşünmemek lazım. Kişisel ya da toplumsal krizler de hep bu yüzden çıkar. Ancak bir kere başladıktan sonra her krizin dokusu ve gelişimi farklıdır. Analistlere düşen ders almanın ötesinde geçmişi irdelemektense eldeki veriler ve izlenen politikalar ışığında ileriye doğru tahminler yürüterek sadece kriz süresinde klavuzluk yapmakla kalmayıp kriz sonrası nasıl bir küresel ortam oluşacağını belirlemektir. Bunun kolay birşey olduğunu söylemiyorum. Hayatın doğası belirsizlik. Kriz ortamlarıysa bu belirsizliklerin tırmandığı zamanlardır. Lakin bu belirsizliğin içerisinde önümüze ciddi ipuçları çıkar. Bunları teorilerle birleştirebildiğimiz ölçüde ciddi mesafe kaydederiz.
Buldozerin söyledikleri
Ekonomik verilerden çok bence geçen hafta ABD’de çıkan şirket bilançolari bize kriz ve ötesi hakkında önemli ipuçları verdiler. Özellikle de Caterpillar’in rakamları gerçekten dikkate değer. Kâr-zarar tablosuna baktığımızda satışların düştüğünü ancak kârın tahminlerin çok üstünde arttığını görüyoruz. Yani giderler düşürülerek kâr marjlarında ciddi bir düzelme olmuş. Düşük vergi dışında bunu sağlamak için 17 bin kişi işten çıkarılmış aralık ayından bu yana. Bu rakamlardan bir genelleme yapacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
· Zayıf satışlar ekonomide talebin hala yetersiz olduğuna işaret ediyor. Bu çok büyük bir sürpriz değil. Aslında Caterpillar’ın bir dünya devi olduğunu düşünürsek bu talep noksanlığını küresel olarak da kabul edebiliriz.
· İşten çıkarma rakamları, işsizlik sorunun kısa vadede düzelmeyeceğinin sinyallerini veriyor. Bu da gevşek para ve mali politikaların devam edeceğinin net bir göstergesi. Bence hiçbir merkez bankası işsizlik artarken faiz arttırımına gitmez. Özellikle de Bernanke gibi yeniden seçilmeye istekli bir merkez bankası başkanı. Zaten hafta içinde yaptığı konuşmada da faizlerin “uzun bir süre daha” sıfıra yakın seyredeceğini net bir şekilde söyledi. Geçen yazımda bahsettiğim gibi “exit strategy” düşünmek için daha erken. Zaten Bernanke de para politikasını sıkılaştırmak için elindeki silahları tek tek saydı ama yakın zamanda bunları kullanmayacağını da ekledi. Bütün bunlara rağmen bütçe açıklarından dolayı artan borçlanma uzun vadeli faizleri yukarı itebilir. Ekonomi tarihçisi Nial Ferguson ve Paul Krugman arasında bu konuda ateşli bir tartışma sürmekte.
· Mart ayında yazdığım yazıda şirketlerin Caterpillar örneğindeki gibi yeniden yapılanmalarının ardından kapasite kullanma seviyesinin biraz artmasıyla kârlarda bir sıçrama olacağını söylemiştim. Bunun altyapısı hazır.
· Daha önemlisi bu tablo ABD ekonomisinin nasıl “dirileceği” konusunda da bizi aydınlatıyor. Düşen maliyetler ve artan marjlar, sermayeye getirinin artma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu da dirilmenin normal ekonomik döngülerde olduğu ve beklendiği gibi tüketici talebi liderliğinde olmayıp artan yatırımlarla geleceğini işaret ediyor. Hanehalkı 2008’in dördüncü ve 2009’un birinci çeyreğinde yaklaşık 1.1 trilyon dolarlık borç geri ödemesinde bulundu. Rakamlar yayınlanmadı ama ikinci çeyrekte de bu hızla devam ettiği görülüyor. Benim tahminim hanehalkının borçlarını geriye ödemesi (de-leverage) yavaşlayacak. Ancak işsizliğin arttığı bir ortamda alışılagelinmiş tüketim iştahını yakalaması yakın gelecekte çok güç görünüyor.
· Bunların neticesinde küresel dengesizliklerin çözülmesi anlamında belli bir yol katedildi ama maalesef bu mekanik tam istenilen şekilde gerçekleşmiyor. ABD’de hanehalkının başını çektiği tasarruf düzeltmesinin karşıtı başta Çin olmak üzere gelişen Asya ülkelerinde olması gerekirken Japonya’da vuku buluyor. Japonya’nın son ticaret rakamları kaygı verici. Zaten zayıf olan global talep, Japonya’da bir çöküşü kaldırmaz. Dikkat!
Neden düştükçe dolar alınmalı?
Kurların modeller veya ekonomik verilerle hareket etmediğini söyler ve bu yüzden bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini savunurum. Buna rağmen hangi model ya da teoriyi kullanırsak kullanalım şu an için hep dolar olumlu görünüyor. Yukarıda yazdığım kapitale olan getirinin artmasından tutun da cari işlem açığının küçülmesine, değerlemelere ve ekonomik ivmeye kadar herşey doların orta vadede kuvvetleneceğini gösteriyor. Kısa vadede çıkan hisseler = zayıf dolar aritmatiği devam eder (detaylar www.erdagercek.com da). O yüzden zayıfladıkça yavaş yavaş dolar toplamak makul.
İnanması güç ama başlamasından bu yana iki yıl geçmesine rağmen hala ciddi bir analist/ekonomist grubu bu krizi geçmişte yaşanmış bir diğer krizin kalıbına sokmaya çalışıyor. Büyük Buhran’ın küçüğü deniyor... 82 yılına benzetiliyor... 91 yılındakiyle aynı diyen var. Nedenini ben size söyleyeyim. Bir defa böyle bir kalıba oturtuldu mu artık ondan sonra otopilotta gidilecek. Yani hiç bir analize ve tahmine gerek kalmayacak. Büyüme, enflasyon, faizler vb oradan kopya çekilecek. Piyasa hareketleri de ona göre belirlenecek. Stratejistlerin işi de kolaylaşmış olacak. Örneğin hisse senedi piyasasındaki marttan beri yaşanan çıkışın çizgisi bile Büyük Buhran’da yaşanmış benzer rallilerle aynı grafikte gösteriliyor.
Krizlerin çıkış nedeni aynıdır; yanlışlarda ısrar. Bunu sadece ekonomik anlamda da düşünmemek lazım. Kişisel ya da toplumsal krizler de hep bu yüzden çıkar. Ancak bir kere başladıktan sonra her krizin dokusu ve gelişimi farklıdır. Analistlere düşen ders almanın ötesinde geçmişi irdelemektense eldeki veriler ve izlenen politikalar ışığında ileriye doğru tahminler yürüterek sadece kriz süresinde klavuzluk yapmakla kalmayıp kriz sonrası nasıl bir küresel ortam oluşacağını belirlemektir. Bunun kolay birşey olduğunu söylemiyorum. Hayatın doğası belirsizlik. Kriz ortamlarıysa bu belirsizliklerin tırmandığı zamanlardır. Lakin bu belirsizliğin içerisinde önümüze ciddi ipuçları çıkar. Bunları teorilerle birleştirebildiğimiz ölçüde ciddi mesafe kaydederiz.
Buldozerin söyledikleri
Ekonomik verilerden çok bence geçen hafta ABD’de çıkan şirket bilançolari bize kriz ve ötesi hakkında önemli ipuçları verdiler. Özellikle de Caterpillar’in rakamları gerçekten dikkate değer. Kâr-zarar tablosuna baktığımızda satışların düştüğünü ancak kârın tahminlerin çok üstünde arttığını görüyoruz. Yani giderler düşürülerek kâr marjlarında ciddi bir düzelme olmuş. Düşük vergi dışında bunu sağlamak için 17 bin kişi işten çıkarılmış aralık ayından bu yana. Bu rakamlardan bir genelleme yapacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
· Zayıf satışlar ekonomide talebin hala yetersiz olduğuna işaret ediyor. Bu çok büyük bir sürpriz değil. Aslında Caterpillar’ın bir dünya devi olduğunu düşünürsek bu talep noksanlığını küresel olarak da kabul edebiliriz.
· İşten çıkarma rakamları, işsizlik sorunun kısa vadede düzelmeyeceğinin sinyallerini veriyor. Bu da gevşek para ve mali politikaların devam edeceğinin net bir göstergesi. Bence hiçbir merkez bankası işsizlik artarken faiz arttırımına gitmez. Özellikle de Bernanke gibi yeniden seçilmeye istekli bir merkez bankası başkanı. Zaten hafta içinde yaptığı konuşmada da faizlerin “uzun bir süre daha” sıfıra yakın seyredeceğini net bir şekilde söyledi. Geçen yazımda bahsettiğim gibi “exit strategy” düşünmek için daha erken. Zaten Bernanke de para politikasını sıkılaştırmak için elindeki silahları tek tek saydı ama yakın zamanda bunları kullanmayacağını da ekledi. Bütün bunlara rağmen bütçe açıklarından dolayı artan borçlanma uzun vadeli faizleri yukarı itebilir. Ekonomi tarihçisi Nial Ferguson ve Paul Krugman arasında bu konuda ateşli bir tartışma sürmekte.
· Mart ayında yazdığım yazıda şirketlerin Caterpillar örneğindeki gibi yeniden yapılanmalarının ardından kapasite kullanma seviyesinin biraz artmasıyla kârlarda bir sıçrama olacağını söylemiştim. Bunun altyapısı hazır.
· Daha önemlisi bu tablo ABD ekonomisinin nasıl “dirileceği” konusunda da bizi aydınlatıyor. Düşen maliyetler ve artan marjlar, sermayeye getirinin artma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu da dirilmenin normal ekonomik döngülerde olduğu ve beklendiği gibi tüketici talebi liderliğinde olmayıp artan yatırımlarla geleceğini işaret ediyor. Hanehalkı 2008’in dördüncü ve 2009’un birinci çeyreğinde yaklaşık 1.1 trilyon dolarlık borç geri ödemesinde bulundu. Rakamlar yayınlanmadı ama ikinci çeyrekte de bu hızla devam ettiği görülüyor. Benim tahminim hanehalkının borçlarını geriye ödemesi (de-leverage) yavaşlayacak. Ancak işsizliğin arttığı bir ortamda alışılagelinmiş tüketim iştahını yakalaması yakın gelecekte çok güç görünüyor.
· Bunların neticesinde küresel dengesizliklerin çözülmesi anlamında belli bir yol katedildi ama maalesef bu mekanik tam istenilen şekilde gerçekleşmiyor. ABD’de hanehalkının başını çektiği tasarruf düzeltmesinin karşıtı başta Çin olmak üzere gelişen Asya ülkelerinde olması gerekirken Japonya’da vuku buluyor. Japonya’nın son ticaret rakamları kaygı verici. Zaten zayıf olan global talep, Japonya’da bir çöküşü kaldırmaz. Dikkat!
Neden düştükçe dolar alınmalı?
Kurların modeller veya ekonomik verilerle hareket etmediğini söyler ve bu yüzden bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini savunurum. Buna rağmen hangi model ya da teoriyi kullanırsak kullanalım şu an için hep dolar olumlu görünüyor. Yukarıda yazdığım kapitale olan getirinin artmasından tutun da cari işlem açığının küçülmesine, değerlemelere ve ekonomik ivmeye kadar herşey doların orta vadede kuvvetleneceğini gösteriyor. Kısa vadede çıkan hisseler = zayıf dolar aritmatiği devam eder (detaylar www.erdagercek.com da). O yüzden zayıfladıkça yavaş yavaş dolar toplamak makul.
Tuesday, 21 July 2009
Bernanke'nin The Wall Street Journal Makalesi...
Muhakkak okunmali. Son zamanlarda cok konusulan "exit strategy" yani bu asiri gevsek para politikalarindan nasil ve ne zaman cikilacagi konusunu islemis detayli.
http://online.wsj.com/article/SB10001424052970203946904574300050657897992.html
Lutfen orda burda cikan ozet veya yorumlarla yetinmeyin. Sayin Bernanke herkesin anliyabilecegi sekilde adeta ogretmenlik gunlerinden kalma bir yazi yazmis. Bugun Kongreye verecegi konusma oncesi gercekten dikkatli okunup anlasilmasi gereken bir makale. Bu yuzden ben sizlere ozet veya yorum vermiyecegim. Lutfen zaman ayirip okuyun. Ingilizce bilmeyenler bilenlere tercume ettirsin. Sonra da kesip saklayin. Fed'in bilancosu nasil calisiyor ogrenin.
http://online.wsj.com/article/SB10001424052970203946904574300050657897992.html
Lutfen orda burda cikan ozet veya yorumlarla yetinmeyin. Sayin Bernanke herkesin anliyabilecegi sekilde adeta ogretmenlik gunlerinden kalma bir yazi yazmis. Bugun Kongreye verecegi konusma oncesi gercekten dikkatli okunup anlasilmasi gereken bir makale. Bu yuzden ben sizlere ozet veya yorum vermiyecegim. Lutfen zaman ayirip okuyun. Ingilizce bilmeyenler bilenlere tercume ettirsin. Sonra da kesip saklayin. Fed'in bilancosu nasil calisiyor ogrenin.
Monday, 20 July 2009
Hisse Senetleri ve Dolar
12 Temmuz'dan bu yana yazi yazmadim diye elestiriler aldim hakli olarak. Aslinda gecen hafta televizyonda kuresel ekonomi ve piyasalarla ilgili fikirlerimi detayli olarak izleyenlerle paylastim.
Beni takip edenler bilir kisa vadeli strateji yapmaktan kacinirim. Cunku bu benim guclu yanim degil. Fon yonetirken genelde 6-12 aylik strateji yapariz. Krizden bu yana bunu 3-6 aya indirdik fakat bunun alti "piyasa zamanlamasi" denen farkli bir yatirim sekline girer. Bu da teknik analize daha uygun. O yuzden "Erda Bey, onumuzdeki haftlarda piyasalarda ne bekliyorsunuz" sorularini mumkun oldugu kadar gecistirmeye calisirim. Bazen kendimi kaptirip cevap veridigimde ise daha kelimeler agzimdan cikarken zihnimde turlu karsi fikir dogar...
Iki hafta once yazdigim yazida hem borsalar icin olumlu oldugumu soylemis hem de dolarin dustukce alinabilecegine belirtmis ve bu iki gorus arasinda bir celiski oldugunu ifade etmistim. Bu durumu televizyondaki konusmamda bir kez daha dile getirdim ve bu iliskinin -- yani zayif dolar esittir guclu hisse senedi piyasalari veya guclu dolar esittir zayif hisse senedi piyasalari -- daha karisik bir hale gelmis olabilecegini belirttim. Ornegin petrolun de bu denkleme dahil olmus olabilecegini soyledim.
Gorunen o iki yukarida bahsettigim ve krizden bu yana cok net bir sekilde isleyen iliski aynen devam ediyor. Bunun neticesinde benim piyasa gorusum dogru dolar gorusum yanlis cikmis oluyor. Ozellikle dolar endeksi son gunlerde hizli bir dusus icersinde.
Demekki bu stratejiye bir zaman boyutu eklemek gerekecek. Ben kisa vadede piyasalarin kor-topal bu sekilde devam edecegi kanaatindayim. Ama dolarin da cok dustugunu ve orta ve uzun vade icin zayifladigi yerlerden alinmasi gerektigi fikrindeyim. Zaten bahsettigim yazimda da kriz akabindeki kadar net bir sekilde "dolar alinmali" diyemiyecegimi belirtmistim.
Dolara karsi piyasalar konsepti guclu dolarin zayif olan kuresel ekonomide deflasyonu koruklemesinden kaynaklaniyor. Hisse senetleri de reel ekonomiyi yansittiklarindan deflasyonist baskilar en net sekilde burda hissediliyor. Eger onumuzdeki aylarda global ekonomi biraz yukari dogru ivme kazanirsa belki guclenen dolar hisseler icin tehlike arz etmekten cikabilir. Bunu izliycez.
Beni takip edenler bilir kisa vadeli strateji yapmaktan kacinirim. Cunku bu benim guclu yanim degil. Fon yonetirken genelde 6-12 aylik strateji yapariz. Krizden bu yana bunu 3-6 aya indirdik fakat bunun alti "piyasa zamanlamasi" denen farkli bir yatirim sekline girer. Bu da teknik analize daha uygun. O yuzden "Erda Bey, onumuzdeki haftlarda piyasalarda ne bekliyorsunuz" sorularini mumkun oldugu kadar gecistirmeye calisirim. Bazen kendimi kaptirip cevap veridigimde ise daha kelimeler agzimdan cikarken zihnimde turlu karsi fikir dogar...
Iki hafta once yazdigim yazida hem borsalar icin olumlu oldugumu soylemis hem de dolarin dustukce alinabilecegine belirtmis ve bu iki gorus arasinda bir celiski oldugunu ifade etmistim. Bu durumu televizyondaki konusmamda bir kez daha dile getirdim ve bu iliskinin -- yani zayif dolar esittir guclu hisse senedi piyasalari veya guclu dolar esittir zayif hisse senedi piyasalari -- daha karisik bir hale gelmis olabilecegini belirttim. Ornegin petrolun de bu denkleme dahil olmus olabilecegini soyledim.
Gorunen o iki yukarida bahsettigim ve krizden bu yana cok net bir sekilde isleyen iliski aynen devam ediyor. Bunun neticesinde benim piyasa gorusum dogru dolar gorusum yanlis cikmis oluyor. Ozellikle dolar endeksi son gunlerde hizli bir dusus icersinde.
Demekki bu stratejiye bir zaman boyutu eklemek gerekecek. Ben kisa vadede piyasalarin kor-topal bu sekilde devam edecegi kanaatindayim. Ama dolarin da cok dustugunu ve orta ve uzun vade icin zayifladigi yerlerden alinmasi gerektigi fikrindeyim. Zaten bahsettigim yazimda da kriz akabindeki kadar net bir sekilde "dolar alinmali" diyemiyecegimi belirtmistim.
Dolara karsi piyasalar konsepti guclu dolarin zayif olan kuresel ekonomide deflasyonu koruklemesinden kaynaklaniyor. Hisse senetleri de reel ekonomiyi yansittiklarindan deflasyonist baskilar en net sekilde burda hissediliyor. Eger onumuzdeki aylarda global ekonomi biraz yukari dogru ivme kazanirsa belki guclenen dolar hisseler icin tehlike arz etmekten cikabilir. Bunu izliycez.
Subscribe to:
Posts (Atom)
