Wednesday, 16 June 2010

Altın

Son zamanlarda en çok altın hakkında soruyla karsılaşıyorum. Birkaç gündür CRB emtia endeksi ve petrolle beraber altın da tekrar rekor seviyeleri zorluyor. O yüzden önümüzdeki günlerde yine okumaya başlarız “rekor” başlıklarını medyada.

Genelde altın hakkında yazmam. Tek yazdığım zaman gerçekten anlamsız teoriler ortaya atıldığında bunların mantıksızlığını gösteren birkaç satırdır. Genelde altın konusunda zihnim böyle çalışıyor, bir mahkeme salonu gibi itirazlarla dolu. Aklıma gelen her olumlu, yani altın fiyatını arttıracak, sebep için “itiraz ediyorum hakim bey” diye başlayan anti tezlerle gelebiliyorum. Bu yüzden çok net strateji üretemediğim durumlarda yatırımcıları yanlış yönlendirmek istemem. Aşağıda birkaç örnek:

• Altın enflasyon için iyi bir hedge (sigorta).

Peki, neden o zaman fiyat artışının büyük bölümü düşük enflasyon ve hatta deflasyonist ortamda gerçekleşti?

• Altın fiyatları rekor seviyesinde bile reel anlamda geçmişteki en yüksek seviyesinden %34 aşağıda.

İyi de bu seviyelerde bile mücevher talebi düşüyor. Yani artık halkı büyük altın alıcı ülkeler olan Çin ve Hindistan’da bile bu fiyat seviyesinde talep gelmiyor. Benim hatırladığım kadarıyla ilk defa yatırım talebi mücevher talebinin üzerinde.

• Ve kuşkusuz benim en beğendiğim tez: Fiat para, yani kullandığımız karşılıksız paranın sonu geldi. Altın yeni para olacak.

Nerden başlayacağımı bilemiyorum. Şöyle sorsam: Kâğıt paradan altına nasıl geçilecek? Böyle düşünenlerden bir rol haritası bekliyorum. Bana biraz geçmişe geri dönüş gibi geliyor. Altın standardının neden çalışmadığı ortada.

Bu grup genelde çok para basıldığı fikrinde. Ben buna katılmıyorum. Merkez bankaları finans sektörü işlevini yitirip kredi üretemediği için bütün kredi sisteminin yerine geçtiler. Para piramidinin içeriği değişti, şekli değil. Bu yüzden bu durumun adı da credit crunch oldu, yani kredilerin donması.

Benim aklıma iki neden geliyor. Birincisi aşırı borç, bütçe açıkları gibi nedenlerden doğan risk. Avrupa’da yaşananlar bu riskin gerçekten var olduğunu gösteriyor. İkincisi çok sık dile getirdiğim fiyat belirleme belirsizliği. Halk dilinde sürü mantalitesi, teknik olarak endojen risk. Yani herkes altın fiyatları yükselecek diye düşündüğü için bir ivme yakalanmış durumda. Model fiyatlama belirsizliği değerini tam hesaplayamadığımız finansal varlıklarda ortaya çıkar. Kurlar bu tip varlıklardan biridir. Altını da ayni sepete koyabiliriz.

Sonuçta siz beni değil sokaktaki sesleri dinleyin. Temel analizler kar etmez.

Monday, 7 June 2010

Niye Yazmıyorum

Okurlar haklı olarak uzun zamandır bloğa yazı yazmadığım için beni eleştiriyor. “Yer yerinden oynadı, söyleyecek bir şeyin yok mu” diyen bile var. Finaller, sınav kâğıdı okuma gibi bahanelerim mevcut. Ancak ne zaman bir şey yazayım diye düşünsem tekrar olacağını düşündüğümden vazgeçiyorum.

Yine de bir toplayalım:

• Nisan başında piyasalara rehavet hakim demiştim, paniğe dönüştü.

• Düzeltmenin zamanını ve şiddetini kestiremediğimden opsiyonlarla kendinizi koruyun demiştim, biraz fazla muhafazakar kaldı.

• Eurozone’un dertleri bitmez, rahatsızlık dönemsel değil yapısal diye yazmıştım. Paket ardından sular durulur diye düşünüyordum. Piyasa psikolojisi çok daha olumsuz oldu. Volatilite tavan yaptı. Bence Eurozone yetkililerine güven yok. O yüzden buralara gelindi.

• Ayni şekilde Euro yapısal olarak zayıf bir para birimi diye yazdım ama bu zayıflık çözümün bir parçası, sorunun değil diye belirttim. Bu yüzden Fransız başbakanının söyledikleri beni şaşırtmadı.

• Mayıs ayına kadar izlediğim birleşik ekonomik ivme göstergeleri ekonomik büyümenin güçlü olduğunu gösteriyordu. Mayıs ayı rakamları daha açıklanmadı ama raydan çıktığımıza inanmıyorum. Tahminim ivme biraz yavaşladı. Yani “W” kanısı için erken. Bir de “W” ile ekonomik daralmanın geçen senenin en kötü zamanı kadar olacağı düşünülüyorsa buna katılmak mümkün değil.

• ABD işsizlik rakamlarına tepki abartılıydı. Ben şahsen istihdam konusunda erken bile toparlanma olduğunu düşünüyordum. O yüzden görünüşte zayıf rakama kulak asmıyorum. Ana rakam dışında bütün detaylar olumlu.

• Çin’in ekonomik büyümesindeki yavaşlama iyi haber. Piyasada düşünülenin tersine ben otoritelerin aşırı kemer sıkarak 2006-2007 senesindeki hataya düşmeyecekleri fikrindeyim. O da hata değildi de kriz gelince hata gibi oldu. Bu sefer gayrimenkul piyasalarına yapılan müdahale gerçekten hedefe atış, çok kapsamlı değil. Oradaki yerli piyasa sevmeyebilir ama ben rahatım.

• Ve en önemlisi sık sık yazdığım gibi tasarruf fazlalığından dolayı global mali bir kriz beklemiyorum.



Sonuçta bütün bunlar tekrar ama piyasalardaki hareketler ve eleştiriler göz önüne alındığında yazmadan edemedim.

Friday, 21 May 2010

Komplo

“Fıkra Gibi” yazıma dün geceden bu yana birçok cevap aldım. Bir kısmını yayınladım.

Ben bu yazıyı “Kurtlar Vadisi” seyrederken yazmıştım. Herhalde bu yüzden birçok komplo teorisi çıktı ortaya. Bu tip okurlara tavsiyem eğer gerçekten resmin arkasındaki oyunları görebiliyorlarsa bu durumdan yatırım anlamında nasıl yararlanacaklarını düşünmeleri, hatta bizlerle paylaşmaları. Traderlardaki sezgi gibi gerçekten bu da ciddi bir beceri.

Portföy yöneticisiyken 30’u aşkın piyasadan sorumlu olduğumdan benim bu şekilde komplo teorilerine kafa yorma lüksüm olmadı. Böyle bir becerim de olmadığını düşünüyorum. O yüzden bu şekilde gelen yorumları cevapsız bırakıyorum. Yazanlar alınmasın. Ama onlardan isteğim bu durumu nasıl karlı yatırımlara çevirebileceğimizi bizlerle paylaşsınlar.

Thursday, 20 May 2010

Fıkra Gibi

Aşağıda son günlerde sıkça yaptığım kısa bir diyalog.

Erda: Ben çok olumsuz değilim.

Kriz tellalları: Ama nasıl olur. “Yunanistan buzdağının sadece görünen kısmı”. Borç krizi kapıda ve her yere yayılacak.

Erda: Peki o zaman neden en borçluların başında ve krizin mimari ABD’de 10 yıllık bono faizi %3,2 seviyesine düştü? Borç krizine yuvarlanıyor olsak faizlerin artmasını beklemek doğru olmaz mı?

Kriz tellalları: Riskden kaçış… Güvenli limanlara…

Wednesday, 19 May 2010

Bir Çuval İncir

Blog yazılarımı takip edenleriniz hatırlayacaklar geçen sene herkes kapitalizmin olduğunu savunur, yerine neyin geçeceğini tartışırken, özellikle ABD’de “kapitalist olmanın tam zamanı” diye bir kavram atmıştım ortaya. Amacım hisse senetlerindeki yükselişin altının boş olmadığını anlatmaktı. Operasyonel kaldıracın karları tahmin edilenden çok daha hızlı artıracağını söyledim. Nitekim ABD’de son üç çeyrekte karlar 80/20 gibi bir oranda tahminlerin üzerinde gerçekleşti.

Son birkaç haftadır giderek artan “Avrupa bitti” sesleri üzerine acaba muhalif (contrarian) bir senaryo var mı diye araştırmaya başladım. Eurozone ile ilgili ekonomik ve daha da önemlisi sosyal (çünkü aslında burada devlet ile halk arasındaki sosyal kontratın tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor) yazılacak, tartışılacak çok şey var. Ben de bu konuda epeyce yazdım. Ancak işimiz yatırım ve olaylara yatırım fırsatı açısından bakmamız lazım.

Bu bağlamda son günlerde “Deutschland, Deutschland über alles” fikrini benimsemeye başladım. Başlangıç noktam şöyleydi: Eurozone’u bu duruma getiren para politikası çekirdek Avrupa (core Europe) için doğruydu, ancak PIIGS için fazla gevşekti ve köpüklere sebep oldu. Şimdi ise tam tersi. PIIGS’i kurtarmak için seçilen yol/yollar çekirdek Avrupa için reflasyonist (deflasyon karşıtı). Daha önce krizde olmayan Eurozone üyelerinin yüksek enflasyonla yaşamaları gerektiğini yazmıştım. Bu reflasyon bence en çok finansal varlıklarda kendini gösterecek. Bir de zayıf euronun Almanya’yı daha da rekabetçi konuma getirdiğini göz önüne alırsak neden “Almanya, Almanya, herşeyin üstünde” dediğim daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ben bunları düşüne durayım Frau Merkel ve arkadaşları bir çuval inciri berbat etti. Birçok ülkeden gelen kemer sıkma politikaları açıklamaları Eurozone içinde Özel Sektör Tasarruf Fazlalarını (OSTF) arttırıyor. Yani özel sektör nakit artışı giderek daha olumlu olacak. Ancak yeni çıkan açığa satma yasağı nakit akışını olumsuz etkileyecek. Yerel nakit akışı artarken yabancılar para çekmeye başlayacak.

Açığa satma yasağı… Hedge Fonlara ve private equity fonlarına kısıtlamalar… Sırada ne var acaba? Sermaye hareketlerini kısıtlama? Aklıma Asya krizi sonrası Malezya’da Başkan Mahatir’in koyduğu sermaye hareketleri yasakları geldi. Krizden önce MSCI gelişen ülke endeksindeki en büyük ülkeydi. Şimdilerde portföyde olsa da olur olmasa da.

Friday, 14 May 2010

Euro ile İlgili Gözlemler

• Bir kez daha hatırlatalım: Euro yapısal olarak zayıf bir para birimi…

• Ancak son günlerde giderek bu görüş konsensüs olmaya başladı.

• Sarkozy’nin “Euro’yu kurtarmak için” diye takdim ettiği paket Eurozone içinde bütün kurumları zayıflatarak tam aksine Euro düşüşünü hızlandırdı.

• Borç konsolidasyonu ve yeniden yapılandırma seçeneği göz ardı edilince Euro, küçücük Yunanistan barometresi haline geldi.

• Daha önce de yazdığım gibi dünyanın en büyük iki ekonomik bloğunun para birimlerinin bu şekilde salınımlar yaşaması global varlık ve sermayenin fiyatlanması açısından vahim.

• Bu yüzden piyasalar neyi fiyatlayacağını bilemez hale geldiler.

• Beklenenin tersine son günlerde artik açık açık konuşulan Yunanistan ve diğer zayıf ülkelerden bir veya birkaçının Euro’dan çıkısı bence Euro’yu güçlendirir çünkü şu an zincir en zayıf halkanın gücüne inmiş durucuda.

• Bence en büyük risk iki U-dönüşü ardından ECB’nin hem bağımsızlığını kanıtlamak hem de Euro’yu desteklemek adına faiz artırımı yoluna gitmesi.

Sunday, 9 May 2010

Kısa Kısa

• Son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim. Ben çok olumsuz değilim. Bunu aşırı rehavetin ardından arzu edilen bir düzeltme olarak görüyorum. İşlerin gerçekten kötüleşme olasılığı düşük diye düşünüyorum ama yine de yakinen takip ediyorum.

• Paul Krugman: “Lehman Borthers sonrası gibi olmaz. Yunanistan LB kadar global bağlantılı değil”. Roubini: ”Yunanistan buz dağının sadece görünen kısmı. Borç krizi yayılabilir…” Bu iki söylemde de bir katıldığım bir de katılmadığım bölüm var. Yunanistan’ın LB gibi olmayacağına katılıyorum ama bunun nedeni bağlantı değil başka faktörler. Buz dağının tepesi olduğu kesin ama bence bir krize sürüklenmiyoruz. Bu iki söylemde katılmadığım ve fazla endişeli olmamamın altında yatan faktör, özellikle ABD özel sektör bilançolarında düzelme. Birleşik Krallıklar (Büyük Britanya), Asya, Japonya ve AB’nin bir bolumu ciddi tasarruf fazlası veriyor. Daha önce de defalarca yazdım. Global ekonomide bir tasarruf fazlası durumu ortaya cıktı. Bu da borçlu ülkelerin topyekun krize sürüklenmesini engelliyor. Bakin Japonya %200 borçla kriz yaşamadı. Bunun nedeni her yıl özel sektör tasarruf fazlası vermesi.

• Euro ne zaman alınır sorusuna hala “daha erken” diye cevap veriyorum. Satın Alma Paritesi 1.25 civarında. Ancak değerlenme tarafında çok fazla “overshoot” oldu. Neden aşağıya doğru da olmasın? Tabi, su da bir gerçek: overshoot hesaplanamayan bir kavram. Ancak her ne kadar AB hafta sonu Euro’yu destekleme kararı almış olsularda orta vadede zayıf kurun yararlı olacağını bilmiyor olamazlar diye düşünüyorum. Gecen hafta yazdığım aşırı sert düşüşten dolayı böyle bir açıklama gelmiş olmalı.

• Piyasalarda düşüşe sebep olan başka faktörlerde var. Çin’de bir yavaşlama bekleniyor. O yüzden emtiaya satış geldi. Bu iki olay da aslında pozitif. Hem Çin yavaşlamalı, hem de emtia fiyatları fazla yükselmemeli. Eğer Çin ekonomisi şu anda yavaşlatılmazsa artan ivme çok daha sert kararlar gerektirecek ve çok daha büyük piyasa etkisi olacaktı. Öte yandan emtia fiyatları bir tarafta tüketiciye bir vergi öte yandan da enflasyonu körükleyici bir faktör. Petrol tüketici ülkelerden üreticilere servet transferinin hiç zamanı değil.

• Piyasayı üzen bir baksa faktör de Goldman Sachs. Acaba büyür mü diye endişe var. Bankalarla bir ara hesaplaşma olması kaçınılmazdı. Finans sektöründe yeni düzenlemelerle ilgili bir panelde yer aldım gecen hafta. Sonuç: işler eskisi gibi olmayacak. Bunun için yılbaşından beri banka sektörünün piyasada lider olmayacağını soyluyordum. Bu öngörüm doğru çıktı diyemem ama ben fikrimi değiştirmiyorum.

• ABD’de iyi veriler gelmesinin piyasaları rahatlatabileceğini yazmıştım. İlki istihdam tarafında geldi. Rakamlara nasıl bakarsanız bakin çok olumlu. İşsizlik arttı gibi görünse de aldırmayın. Bu iyiye alamet. İş arayan sayısı artıyor. Yani güven tırmanışta. Tabi burada sorulması gereken soru bu tip olumlu verilerin Fed’i faiz tarafında ne zaman harekete geçireceği. Cuma günkü istihdam rakamlarında başka bir iyi haber de birim başına maliyetlerdeki düşüştü. Enflasyon ortaklıkta yok. Fed’in hareket alanı geniş. Piyasalarda panik azalırsa başlayabilir normalleşme sürecine. Ancak ECB uzun bir sure çıkamayacakken Fed’in faiz artırımı paritedeki dolar lehine ivmeyi arttırabilir.